Allah’a kavuşmaya iman
face
  •   
  •  
el-Melik, el-Mâlik ve el-Melîk (Bütün mevcudatın gerçek sahibi ve hükümdarı) olan Allah

Icreasefontsize decreasefontsize
إلى الله المصير | مفهوم وأسماء اليوم الآخر في القرآن الكريم | اليوم الآخر: الإيمان بما بعد الموت | اليوم الآخر:  الإيمان بالبعث | اليوم الآخر : الإيمان بالوارد من علامات يوم القيامة وأشراطها | اليوم الآخر: الإيمان بما ورد من أهوال يوم القيامة وأحداثها | اليوم الآخر: الإيمان بالحساب والجزاء |  اليوم الآخر: الإيمان بالجنة والنار | ثمرات الإيمان باليوم الآخر

Allah’a kavuşmaya iman

Bütün kâinat Allah’a dönecektir. Onların dönüşleri ancak O’nadır. Bu, Allah’ a İman etmenin bir rüknüdür. İmanın rükünlerinden: Ahiret gününe inanmaktır. Nitekim Hz. Peygamber, Cebrail Aleyhisselam’ın imanın şartları hakkındaki sorusuna şöyle cevap verdi: " Allah’a, meleklere, kitaplarına, peygamberlerine ve ahire gününe inanman, bir de kaderin hayrına ve şerrine inanmandır. " (Müslim)

Ahiret günü " el-Yevmu’l-Ahir " (Son gün) ile isimlendirilir çünkü ondan sonra başka bir gün gelmeyecektir. O günden sonra artık cennetlikler ebediyen cennette kalacaklar, cehennemlikler de cehenneme atılacaktır.

O günün dehşeti ve o günde yaşanacak olaylara delalet eden birçok isim Kuran’da geçiyor:

Yevmu’l-Vakıa (Vuku bulacak gün), o günün kesin gerçekleşeceği için; el-Hafıdatu’r-Rafia (Alçaltan ve Yükselten), bazı insanları cennete yükseltip diğerleri de cehenneme düşürdüğü için; Hesap, Ceza ve Din günü; Yevmu’l-Hakka (Haberlerin hakikatlerinin bildirildiği gün), yani Allah’ın haberlerinin mutlaka gerçekleşeceği gün; Et-Tâmme (Her şeyi kuşatan felaket); Yevm"us-Sahha (bağrışma günü), Sûr"a üflemenin çok şiddetli olacağına ve insanların sağır olmalarına sebep olacağına işaret eder; Yevm"ul-Vaid (vaid ve tehdit günü), Allah’ın kâfirlere söz ettiği şeyler gerçekleşeceği için; Yevm"ul-Hasre (hasret günü), o gündeki hasret ve pişmanlığa işaret eder; Yevm"ut-Telâki (mülâkat günü), çünkü o gün bütün mahlûkat aynı bir yerde buluşacaklar;

Yevm"ul-âzife (yaklaşan saatin günü), o günün çok yaklaştığına işaret eder; Yevm"ut-Tenad (çağırma günü), o gün insanlar arasında çağrışmalar olacak, Cennet ehillerinin Cehennem ehillerini çağıracakları gibi, Cehennem ehilleri de Cennet ehillerini çağıracaklardır; Yevmün-Akim (kısır gün), son gün olduğu için; ed-Dar’ul-Ahire (Ahiret yurdu);

Dar’ul-Karar (Kalınacak asıl yurt); el-Ğaşiye (insanları örten felâketler günü), çünkü o gün bütün sıkıntılar insanları örtecek.

Bunlardan başka isimleri de bulunmaktadır.

Ahiret gününe inanmak neleri kapsar?

Ölümden sonra var olan hayata inanmak.

Kabir Fitnesi : Ölen kimse gömüldükten sonra, kabrine Münker ve Nekir denilen iki melek gelip Allah, Peygamber, din hakkında sorarlar. İşte o zaman Yüce Allah, iman edenlerin konumlarını sağlam tutar ve onlar o esnada şöyle cevap verirler: (Rabbim Allah’tır, Dinim İslam’dır ve Peygamberim Muhammet’tir). Zalimleri ise saptırır ve onların cevapları şöyle olur: (hm... hm… Bilemiyorum). Ve Münafıkların cevabı ise: (bilemiyorum, yalnız insanların bir şeyler söylediklerini duydum ve ben de onu söyledim).

Hz. Osman (ra), bir kabrin üzerinde durduğunda sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı. Kendisine: " Cenneti ve cehennemi hatırladığın vakit ağlamıyorsun, fakat kabri hatırlayınca ağlıyorsun! " dediler. Bunun üzerine: " Çünkü Resülullah (sav)’ın şöyle söylediğini işittim: " kabir, ahiret menzillerinin birinci menzilidir. Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa ondan sonrakiler bundan daha zordur, daha şiddetlidir. " Hz. Osman devamında Resülullah (sav)’ın şu sözünü de nakletti: " (Ahiret âleminden gördüğüm) manzaraların hiçbiri kabir kadar korkutucu ve ürkütücü değildi! {Ahmed}

Kabir azabı ve nimeti : Kabrin azabı yalnız zalimler, münafıklar, kâfirler ve bazı günahkâr müminler için olur. Yüce Allah şöyle buyurdu: {Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, " Haydi canlarınızı kurtarın! Allah"a karşı doğru olmayanı söylediğiniz ve onun ayetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız " diyecekleri zaman hallerini bir görsen! } [ Enam: 93]

Allah-u teala Firavun ailesinin hakkında şöyle buyurdular: {Öyle bir) ateş ki, onlar sabah-akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, " Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun " denilecektir.} [Gafir:46]

Zeyd İbn Sabit’in hadisinde, Hz. Peygamber şöyle buyurdular: " Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için Allah`a dua ederdim " buyurdular ve sonra şunları söylediler: " kabir azabından Allah`a sığının! " Oradakiler: " kabir azabından Allah`a sığınırız! " Hadis: Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için Allah`a dua ederdim " buyurdular ve sonra şunları söylediler: " kabir azabından Allah`a sığının! " Oradakiler: " kabir azabından Allah`a sığınırız! " (Müslim)

Kabir nimetleri ise, gerçek iman edenlere içindir. Yüce Allah dedi ki: {Şüphesiz " Rabbimiz Allah"tır " deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: " Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin! " } [Fussilet: 30]

Yüce Allah şöyle de buyurdu: {Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize! (83) Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. (84) Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz. (85) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize! (86-87) Fakat (ölen kişi) Allah"a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. (88-89) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, " Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden! " denir. (90-91) Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. (92-93) Bir de cehenneme atılma vardır. (94) Şüphesiz bu, kesin gerçektir. (95) Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. } [Vakıa: 83-96]

Hz. Peygamber, Mü’minin kabrinde Meleklerin sorularını cevaplaması hakkında şöyle buyurdu: " Sema’dan bir münadi; Benim kulum doğru söylemiştir, ona cennetten bir döşek yayınız ve ona cennetten bir kapı açınız, diye seslenir. Bunun üzerine cennetin hoş ve güzel kokuları ona gelir ve gözünün alabildiği kadar bir mesafe kabrinde ona genişlik verilir. " (Ahmet ve Abu Davud bu hadisi uzunca rivayet etmişlerdir).

Beas (yeniden dirilme) gününe inanmak.

Ölülerin, Sûr’a ikinci üfürüleninde dirilmeleridir. İşte o gün, insanlar âlemlerin Rabbinin huzurunda sünnetsiz, çıplak ve ayakkabısız duracaklar. Yüce Allah buyurdu ki: {İlk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaat olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız. } [Enbiya: 104]

Ve Beas günü sabit bir gerçektir. Bunu Hem Kur’an hem Sünnet hem de Müslümanların birliği kabul ediyor. Yüce Allah şöyle buyurdu: {Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz (15) Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz. } [Müminun: 15-16]

Hz. Peygamber(sav) şöyle de buyurdu " İnsanlar kıyamet günü ayakkabısız ve çıplak olarak diriltileceklerdir. " (Müttefekun Aleyh)

Müslümanlar, Ba’s gününün kesin olacağına ittifak etmişlerdir. Bu, bizzat Allah’ın hikmetinin bir gereğidir. Bu hikmetle, Allah bu kâinatı dönüşecek bir yer olarak kurmuştur ve o yerde Peygamberlerin lisanlarıyla tebliğ edilen vahye uyup uymadıklarına göre Allah kullarını ahirette hesaba çekecek.

Allah buyurdu ki: { Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız? } [ Müminün: 115 ]

yüce Allah Peygamberine (sav) buyurdu ki: {Kur"an"ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir } [Kasas: 85]

Kıyamet gününe işaret eden olaylara ve alametlere iman.

Bu alametler, kıyamet gününden önce olur ve Kıyamet günün yakın olmasına delalet eder. Kıyamet gününün iki kısmı var. Biri küçük (Suğra), diğeri de büyük (Kübra) kıyamettir.

Küçük alametler : Bu alametler, kıyamet gününden çok önce olur ki –genelde uzun sürüyor- ; çoğu olup bitse de tekrarlanabilir. İşte bazı alametler oldu, hala olmakta ve olmaya da devam ediyor. Bazıları ise bugüne kadar hiç olmamıştı ama kesin olacaktır. İşte Hz. Peygamber (sav) anlattığı gibi: Hz. Peygamber’in (sav) gönderilişi ve vefatı, Beytu’l-Makdis (Kudüs)’un fethedilmesi, fitnelerin zuhur etmesi, emanetin gidişi, dine dair ilimlerin kalkmasıyla beraber cehaletin ortaya çıkması, zinanın ve faizin yayılması, meazif (Çalğılı aletlerin) yaygınlaşması, içki tüketiminin artması, koyun çobanların bina yapmakta birbiriyle yarışmaları, gençlerin ihtiyarları işçi olarak çalıştırmaları, depremlerin olması, insanlar birbirini öldürmeleri, insanların yerin dibine geçirilmesi, suretlerin değiştirilmesi, yukarıdan başlarına taş yağdırılması gibi olayların ortaya çıkması, giyinmiş oldukları halde çıplak sayılan kadınların ortaya çıkması, yalan tanıklar çok olması, doğru sözlerin saklanması, vs. başka alametler de Kuran ve hadislerde geçmektedir.

Büyük alametler : Bu alametlerin ortaya çıkması kıyamet gününün yakın olduğuna delalet eder. Bunlar 10 tanedir: Deccal’ın gelmesi, Hz. Meryem oğlu İsa’nın gökten inmesi, Yecüc ve Mecüc’un çıkması, doğuda, batıda ve Arap yarımadasında olmak üzere 3 yerde insanların yerin dibine batırılması, dumanın çıkması, güneş batıdan doğması, Dabbetu’l-Arz (Yer hayvanlarının) ortaya çıkması, insanları mahşere sürecek ateşin çıkması. Bu alametler sırayla ortaya çıkıyor. Eğer biri ortaya çıkıyorsa, kesin diğeri de peşinde çıkacaktır.

Kıyamet gününün dehşet verici manzaralarına ve olaylarına inanmak. Örnek:

1-Yüksek Dağların darmadağın edilmesi ve onların toz haline getirilip yerle bir edilmesi. {Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Hâlbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler.} [Neml: 88]

Yüce Allah şöyle de buyurdu:{dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu} [ Vakıa: 5-6]

Yüce Allah şöyle buyurdu: {Göğün, erimiş maden gibi} [Mearic: 9]

Allah şöyle de buyurdu: {Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. De ki: " Rabbim onları toz edip savuracak. (105) Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır. (106) Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin. } [Taha: 105-107]

2-Denizlerin fışkırılması ve kaynayarak yanması. İşte yeryüzümüzün büyük kısmın kapladığı bu denizler o günde fışkırtılacak. Yüce Allah şöyle buyurdu: {Denizler kaynayıp fışkırtıldığı zaman} [İnfitar: 3] ,{Denizler kaynatıldığı zaman} [Tekvir:6]

3-insanın bildiği ve alıştığı yer ve göklerin başka bir şekle dönüştürülmesi. İşte insanlar hiç bilmedikleri ve hiç tanımadıkları bir yerde diriltilecekler. {O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hakim) olan Allah"ın huzuruna çıkarlar} [İbrahim: 48]

Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: " Kıyamet günü insanlar beyaz, bembeyaz, has unun çöreği gibi bir yerde toplanacaklar. Orada hiç kimsenin bir işareti (evi, bağı vs.) olmayacak. " (Müttefekun Aleyh)

Böylece ahiret günübembeyaz ve işaretsizbir yer olacaktır.

4-İnsanlar güneş ve ayın birleştirilmesi gibi alışılagelmemiş şeyleri görecekler, İşte o zaman, insanlar endişelenir ve telaşlanır. Yüce Allah buyurdu ki: {Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan " kaçış nereye? " diyecektir. } [Kıyamet 7-10]

5-Sûr’a üfürülmesi, bu da dünyanın nihayetidir. O gün gelince, Sûr’a üflenir. bu üfleme yer ve gök hayatını bitirecek. {Sûr"a üflenir ve Allah"ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür} [Zümmer: 68]

Üflemenin sesi, yıkıcı ve korkunç bir sestir. İnsanlar o sesi duyunca artık ne tavsiyede bulunabilirler, ne de ailesine, yakınlarına dönebilirler {Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar. (49) Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine dönebilirler} [Yasin: 49-50]

Hz Peygamber (sav) buyurdular ki: " Sonra Sûr’a üfürülecektir. Bunu işiten herkes boyun bükecek ve bo¬yun kaldıracaktır. Onu ilk İşiten develerinin havuzunu sıvayan bir adam olacaktır. O adam hemen ölecek ardından sair insanlar da öleceklerdir. " (Müslim)

6-Allah yarattığı ilk yaratıktan son yaratığa, hepsinin bir yerde (mahşerde) diriltilmeleri. İnsan olsun, cin olsun, hayvanlar olsun, ilk yaratılandan son yaratılana, hepsi o yerde toplanacaktır. Allah buyurdu ki: {Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür} [Hud: 103]

Allah şöyle buyurdu: {De ki: " Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır. "} [ Vakıa: 49-50]

7-İnsanlar, nasıl ki Allah tarafından ayakkabısız ve çıplak olarak yaratıldıysa yine o şekilde yeniden diriltilecekler. Fakat o an o kadar şiddetli ki hiç kimse başkalarıyla ilgilenmeyecek, birbirine bakmayacaklar. Hz. Aişe dedi ki, Hz. Peygamber şöyle buyurdu: " Sizler kıyamet günü ayakkabısız, çıplak ve sünnetsiz olarak haşir meydanında toplanacaksınız. " Bu açıklama üzerine sordum ki: " (Bu durumda) birbirimizin avret yerlerini görmez miyiz? " Resulullah (sav) (Abese suresinde geçen bir ayetle cevap verdi): " O gün herkesin kendine yeter derdi vardır ". " (Buhari)

8-Zulmedilen zulmedenden hakkını alacak. Hayvanlar olsa bile. Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: " Kıyamet günü hak sahiplerine haklarını mutlaka eda edeceksiniz. Öyle ki kabış (boynuzsuz) koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacak. " (Müslim)

Resülüllah şöyle buyurdular: " Kimin üzerinde kardeşine karşı ırz veya başka bir şey sebebiyle hak varsa, dinar ve dirhemin bulunmadığı kıyamet (ve hesaplaşmanın olacağı)] gün gelmezden önce daha burada iken helalleşsin. Aksi takdirde o gün, salih bir ameli varsa, o zulmü nisbetinde kendinden alınır. Eğer hasenatı yoksa,kardeşinin günahından alınır, kendisine yüklenir. " (Buhari)

9-Güneş insanların başına yaklaşacak. Amellerine göre, ter onlara adeta gem vuracak. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: " Kıyâmet günü Güneş halka yaklaştırılır da nihâyet insanlara yakınlığı bir mil kadar olur… Güneş onları âdeta eritecek ve amellerinin miktarına göre ter içinde kalacaklardır. Onlardan kimi topuklarına kadar, kimi dizkapaklarına kadar, kimi beline kadar, kimi de gemlenene kadar tere batacaktır. " (Müslim)

10-Allah insanları amellerine göre hesaba çekecek. Kitaplar sahiplerinin ellerine geçecektir. Onu ya sağ eliyle ya da sol eliyle alacaklardır. İnsanlar, defterler sahiplerine verilene kadar şaşkınlık ve hayret içinde kalacaklardır. Müminler, amel defterleri sağ ellerine verilince, hiç şaşırmadan, gönül huzuru ile kendilerinin kurtulanlar safından olduklarını anlayacaklar.Kafirler ve Münafıklar ise, onların amel defterleri sol ellerine verilince, açıkça rezil olurlar cünkü, artık cezadan kurtulamayacaklardır. Allah buyurdu ki; {İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: " Gelin, kitabımı okuyun! (19) Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum. (20) Artık o, hoşnut bir hayat içindedir. (21) Yüksek bir cennettedir. (22) Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir). (23) (Onlara şöyle denir) : " Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için. (24) Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: " Keşke kitabım bana verilmeseydi. (25) Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim. (26) Keşke ölüm her şeyi bitirseydi. (27) Malım bana hiçbir yarar sağlamadı. (28) Saltanatım da yok olup gitti }[Hakka: 19-29]

11-günün dehşeti ve korkusundan dolayı, insanlar kendilerinden başka kimseyi düşünemezler. Yüce Allah şöyle buyurdu: { O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar! } [Şuara: 88]

Allah şöyle de buyurdu: {Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün} [Abese: 34]

Ceza ve hesap gününe iman etmek

Kula ameline göre mükâfat verilecek yine ona göre ceza verilecektir. Allah şöyle buyurdu: {Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir. (25) Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir. (26)} [Gaşiye: 25-26]

Allah yine şöyle buyurdu: {Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez} [Enam: 160]

Allah şöyle buyurdu: {Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz} [Enbiya:47]

İbnu Ömer Hazretleri tarafından, Resülüllah (sav) şöyle buyurdu: " Mü`min Rabbine yaklaştırılır. Öyle ki, (Allah onun) üzerine himayesini indirir ve günahlarını itiraf ettirir. Ona sorar: " Şu şu günahlarını biliyor musun? " Mü`min kul, iki kere: " Evet ey Rabbim, biliyorum! " der. Rab Teala da: " Dünyada iken bunları örterek seni teşhir etmemiştim. Bugün de onları senden affediyorum! " buyurur. Sonra ona hasenat defteri verilir. Amma, kafirlere ve münafıklara gelince, bunlarla ilgili olarak, bütün mahlukatın huzurunda: " Bunlar Allah namına yalan söylemişler (böylece büyük bir zulümde bulunmuşlardır). Haberiniz olsun! {Allah`ın laneti zalimleredir " diye nida olunur " dediğini işittim} [Hud:18] " (Müttefekun Aleyh)

Resülullah Rabbinden rivayet ettiği hadiste şöyle buyurdu: " Sizden biri içiyle dışıyla Müslüman olursa, yaptığı her bir hayır en az on mislinden, yedi yüz misline kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sadece misliyle yazılır. Bu hal, Allah`a kavuşuncaya kadar böyle devam eder. " (Müttefekun Aleyh)

Müslümanlar, hesap ve cezanın ameller üzerinde kesin olarak yapılacağı hususunda ittifak etmişlerdir. Bu da Allah’ın hikmetinin bir gereğidir. Yüce Allah, kitaplarını indirdi, peygamberlerini gönderdi, kullarının O’na iman ve itaat etmelerini emretti, O’na ve Peygamberlerine iman ve itaat etmeyenleri dolu bir azap ile tehdit etti. Ahirette hesap ve ceza olmazsa abes olur. Allah ise her türlü abes şeyleri yapmaktan münezzehtir. Allah buyurdu ki: {Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. Peygamberlere de elbette soracağız. (6) Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz} [Araf:6-7]

Cennet ve Cehenneme iman etmek:

Hasan el-Basri’ye şöyle denildi: Görüyoruz ki tabiiler sahabilerden daha çok amel ederler. O zaman Sahabiler onları ne ile geçmişlerdir? Hasan el-Basri şöyle cevap verdi: Bunlar (tabiiler) amel ederken dünya onların kalplerindedir, sahabiler ise amel ederken ahiret onların kalplerindedir.

Cennet, kâinata söz edilen ebedi bir maldır. Cennet: (Allah’a ve peygamberine samimi olarak itaat eden müminlere ve ona karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bir Naim yurdudur). Cennetteki nimetler: (Hiçbir gözün görmediği, Hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir beşerin kalbinden geçmediği şeylerdir) Yüce Allah şöyle buyurdu:{Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. (7) Rableri katında onların mükafatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah"tan razı olmuşlardır. İşte bu mükafat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur. (8)} [Beyyine: 7-8]

Allah şöyle buyurdu: {Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez} [Secde: 17]

En büyük nimet cennette Allah’ın yüzüne bakmaktır. Allah şöyle buyurdu: {O gün bir takım yüzler aydındır. (22) Rablerine bakarlar } [kıyame: 22-23]

Allah buyurdu ki: {Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır} [Yunus: 26]

" Hüsna " nın anlamı cennet, " Ziyade " nin anlamı ise Allah’ın yüzüne bakmaktır. Hz. Peygamber (sav) söylediği gibi: " «Cennetlikler cennete girdiği zaman Allah Tebarake ve Teâlâ hazret-leri: Size daha ziyade bir şey vermemi ister misiniz? diyecek, onlar da sen bizim yüzlerimizi ağırtmadın mı? Bizi cennete koyarak cehennemden kurtarmadın mı? (Bize o yeter) diyecekler. Bunun üzerine Teâlâ hazretleri hicabı kaldıracak, artık onlara Rableri hazretlerine bakmaktan da¬ha makbul bir şey verilmiş olmayacaktır.» Sonra Peygamberimiz şu ayeti okudu: " {Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır }[ Yunus: 26]" (Müslim)

Cehennem ise, kâfirler, zalimler ve peygamberlere itaat etmeyenler için hazırlanmış bir azap yurdudur. Oradaki azap çeşitleri hiç kimsenin aklına gelemez. Allah buyurdu ki: {Kâfirler için hazırlanmış ateşten sakının} [Al-i-İmran: 131]

Allah şöyle de buyurdu: {Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir} [kehf: 29]

şöyle de buyurdu: {Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. (64) Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. (65) Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, " Keşke Allah"a ve Resül"e itaat edeydik " diyecekle} [Ahzab: 64-66]

En kolay olan azap, Hz. Peygamber’in (sav) anlattığı gibi: " Cehennem ehlinden en az azap görenin ayağında ateşten iki ayakkabı vardır, onların sıcaklığından beyinleri kaynar " (Buhari)

Ahiret gününe imanın meyveleri:

1-İmanın rükünlerinden bir tanesinin gerçekleşmiş olması, çünkü Allah’a iman etmek ancak ahiret gününe iman etmekle gerçekleşir. Ahirete iman, imanın rükünlerinden bir tanesidir. O yüzden Allah, Ahirete iman etmeyenlere karşı savaşmamızı emretmiştir. Allah şöyle buyurdu: {Kendilerine kitap verilenlerden Allah"a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah"ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam"ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın} [Tevbe: 29]

2-Hem dünyada hem de ahirette güven içinde olmak. Allah şöyle buyurdu: {Bilesiniz ki, Allah"ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de} [Yunus: 62]

3-Allah’ın vadettiği büyük bir mükâfatı kazanmak.{Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) " Allah"a ve ahiret gününe inanan ve } [bakara: 62]

Müminlerin annesi olan Hz. Ayşe bir kadına şöyle dedi: Ölümü çokça hatırla ki kalbin yumuşasın.

4-Ahirete iman etmek, hayır yapmaya teşvik ediyor. Allah şöyle buyurdu: {Ey iman edenler! Allah"a itaat edin. Peygamber"e itaat edin ve sizden olan ulu"l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah"a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir} [Nisa: 59]

Ve şöyle buyurdu: {Allah"ın mescitlerini, ancak Allah"a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah"tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur} [Tevbe: 18]

şöyle de buyurdu: {Andolsun, Allah"ın Resülünde sizin için; Allah"a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah"ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır} [Ahzab: 21]

Ve şöyle de buyurdu: {Andolsun, onlarda (İbrahim ve beraberindekilerde) sizin için, Allah"ı ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir örnek vardır} [Mümtehine: 6]

Şöyle de buyurdu: {Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah"a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah"a karşı gelmekten sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu açar} [Talak: 2]

Hz. Hasan şöyle dedi: Kim ölümü tanırsa onun için dünyanın musibet ve üzüntüleri kolaylaşır.

5-Ahirete iman etmek, kötülük yapmaktan sakındırıyor. Allah buyurdu ki: {Eğer Allah"a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah"ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz} [Bakara: 228]

ve yine şöyle buyurdu: {Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah"a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir} [Bakara: 232]

Allah şöyle de buyurdu: {Allah"a ve âhiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir. (44) Ancak Allah"a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler} [Tevbe: 44-45]

O yüzden, Ahiret gününe iman etmeyen günahlardan kaçınmaz ve onu yapmaktan çekinmez. {Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı! (1) İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir} [Maun: 1-3]

Kalp, ancak Allah’a ibadet etmekle, O’nu sevmekle ve O’na dönerek tevbe etmekle iyileşir, sıkıntılardan kurtulur, memnun olur, hayattan zevk alır, güzelleşir, huzur bulur ve mutmain olur.

Şeyhü’l-İslam İbni Teymiyye.

6-Bir mümin, bu dünyadan bir şey kaçırdığı zaman, Ahirete iman etmek onu teselli eder. Çünkü mümin olan kimse sadece ahiretteki nimet ve mükâfatı arzular. İşte cennet gerçek bir mükâfattır, dünya hayatı ise sadece aldatıcı nimetten başka bir şey değildir. Allah şöyle buyurdu: {Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir} [Al-i-İmran: 185]

Allah şöyle de buyurdu: {De ki: Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. (15) (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur} [Enam: 15-16]

Şöyle de buyurdu: {Oysa âhiret, daha hayırlı ve süreklidir} [Ala:17]

Bir mümin, bu dünyadan bir şey kaçırdığı zaman, Ahirete iman onu teselli eder. Çünkü mümin olan kimse sadece ahiretteki nimet ve mükâfatı ister. İşte cennet gerçek bir mükâfattır, dünya hayatı ise sadece aldatıcı nimetten başka bir şey değildir. Allah şöyle buyurdu:{Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir} [Al-i-İmran: 185]

Allah şöyle de buyurdu: {De ki: Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. (15) (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. İşte bu apaçık kurtuluştur} [Enam: 15-16 ]

Şöyle de buyurdu: {Oysa âhiret, daha hayırlı ve süreklidir} [Ala:17]

   
Subscibe