Muhabbet (Sevgi)
face
  •   
  •  
El-Kâfi (Yeterli, varlığı mevcudatın bütün ihtiyaçlarına yeten).el-Hasîb (Kullarının bütün fiillerinin hesabını gören) Allah

Icreasefontsize decreasefontsize
 مفهوم حب الله | حقيقة محبة الله | من فضائل محبة الله | الأسباب الجالبة لمحبة الله | ثمرات محبة الله | أحكام وتنبيهات في المحبة | ومضةُ حُب

Muhabbet (Sevgi)

Allah’ın sevgisinin anlamı :

Allah’ı sevmek : Kalbin Allah’a meyletmesi, O’nun istediği her şeyi yapması ve O’nuçokça zikretmesidir.

Allah’asevginin hakikati

Kim Allah’ı tanırsa, Allah onu sever.

Allah’ı sevmek, O’na ibadet etmek, yalvarmak ve onu yüceltmek demektir. Bu, ancak Allah’ın emirlerini yerine getirmekle ve onun sevmediği şeylerden uzak durmakla gerçekleşir. Bu sevgi, imanın ve tevhidin kaynağıdır. Onun sayesinde de, sonsuz faziletler vardır. Allah sevgisi; O’nun sevdiği mekânları, zamanları, kişileri, amelleri ve sözleri sevmektir.

Kulun Allah’ı sevmede halis olması lazım, fakat bir çocuğun ana babasını sevmesi, ana babanın çoluk çocuklarını sevmeleri, öğrencinin öğretmenini sevmesi, yemek içmek arzusu, nikâh, giyinmek ve arkadaşları sevmek gibi doğal şeyler bu sevgiyi bozmaz, iptal etmez.

Haram sevgi ise;Müşriklerin putlarını ve evliyalarını sevmeleri gibi şirk unsuru olan sevgi, ya da nefse Allah’ın sevdiği şeylerden öncelik tanımak ya da Allah’ın sevmediği vakti, yeri, kişileri, amelleri ve sözleri sevmektir. Bu tür sevginin mertebeleri vardır. Allah şöyle buyurdu: {İnsanlar arasında Allah"ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. Onları, Allah"ı severcesine severler} [Bakara: 165]

Allah’ın sevgisinin faziletlerinden:

Hubb (sevmek), Havf (korkmak) ve Recâ (ümit) kadar Allah’a (daha güzel) ibadet edilmemiştir.

1-Allah’ın sevgisi, tevhidin kaynağıdır. Tevhidin ruhu sadece Allah’ı samimi olarak sevmektir. Hata, bu sevgi aslında ibadetin hakikatidir. Kulun Allah’a olan sevgisi mükemmel

Allah’ı ve onunla kavuşmayı özlemek, kalbe dünyanın sıkıntılarını giderecek meltem Tanık getirir

2-olana kadar ve kulun Allah’ı bütün başka şeylerden daha çok sevene kadar tevhidi mükemmel olamaz. Çünkü kulun sevdiği her şey kulun saadet ve mutluluk kaynağı olan Allah’ın sevgisine tabiidir.

Dünyada Allah’la Tuma"nine ve Ünsiyetten mahrum kalan kimseden daha mutsuz biri yoktur.

3-Nimetin ve mutluluğun tamamlanması: işte bunlar ancak Allah’ın sevgisiyle elde edilir. Kalbin boşluğu, açlığı ve yalnızlığı ancak Allah’ın sevgisiyle giderilir. Kul, bütün lezzetli şeyleri elde etsebile, ancak Allah’ı sevmesiyle huzurlu ve mutmain olur, çünkü O’nu sevmek nefisler için bir nimettir. Sağlam kalplere, iyi ruhlara ve temiz akıllara; Allah’ı sevmek, özlemek ve onunla kavuşmaktan daha tatlı, lezzet, güzel, mutlu ve nimetli hiç bir şey yoktur. Ayrıca müminin kalbinde bulduğu tatlılık her şeyden daha tatlıdır, onunla elde ettiği nimet her şeyden daha nimetlidir ve kazandığı nimet her şeyden daha mükemmeldir. " Kimde üç şey bulunursa imanın tatlılığını tatmış olur: Allah ile Rasûl"ü ken¬disine başkalarından daha sevgili olmak; bir kimseyi sevmek, fakat yalnız Allah için sevmek; (Allah onu küfürden kurtardıktan sonra) yine küfre dönmekten, ateşe atılacakmışçasına hoşlanmamak " (Buhari, Müslim ve Nisai).

Allah’ın sevgisini kazandıran sebepler:

Allah, kendisini sevenleri ve kendisine yaklaşmaya çalışanları sever. Allah’ın sevgisini en önemli kazandıran vesile: Kulun, Rabbiniher şeyden daha çok sevmesidir. Bu vesilelerin detayı aşağıdadır:

1-Kur’an’ı tedebbür ederek, manalarını anlayarak okumak. Kim Allah’ın kitabıyla iştigal ederse, onunla amel ederse, kalbi Allah’ın sevgisiyle doldurulur

2-Allah’a farzlardan ziyade nafilelerle yaklaşmak." Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. " (Kutsi hadis, Buhari tarafından)

3-Her durumda, lisanla, kalple, amelle ve halle sürekli Allah’ı zikretmek.

(Allah onları sever, onlar da Allah"ı severler.) [Maide: 54]

4-Allah’ın sevdiği şeylere, nefsin arzu ve isteklerinden öncelik tanımak.

5-Kalbin Allah’ın isimlerini ve sıfatlarını okuması ve bilmesi.

6-Allah’ınaçık ve gizli nimetlerini müşahede etmek.

7-Kalbin Allah karşısında külliyetine ermesi.

8-Allah’ın dünya semasına inme vakti olan gecenin son üçte birindeAllah’la başbaşa kalmak. İşte kul, o vakitteAllah’la yalnız kalır O’na yalvarır, O’nun kitabını okur, huzurunda namaz kılır ve sonra da günahlarından tevbe ederek ibadetini bitirir.

9-Allah’ı sadık sevenleriyle birlikte oturmak, onlarla beraber olmak, meyvelerin en güzelini almak gibi onların güzel sözlerinden faydalanmak ve gerekli olmadığı sürece konuşmamak

10-Allah ile kulunun arasını ayırabilecekher şeyiuzaklaştırmak.

Allah’ın kula olan sevgisinin meyveleri:

Allah kimi severse, onu hidayete erdirir ve kendisine yaklaştırır. Hz. Peygamber(sav) şöyle buyurdu: " Yüce Allah şöyle buyurur; Ben kulumun beni zannının ya¬nındayım (irâdem kulumun beni anlayışına göre ilgilenir). Kulum beni andığı zaman ben muhakkak onunla beraber bulunurum. O beni gön¬lünde gizlice zikrederse, ben de onu bu suretle nefsimde (yani zatımda) zikrederim. Eğer o beni bir cemâat içinde zikrederse, ben de onu bu cemâat fertlerinden daha hayırlı bir cemiyet içinde anarım. Ku¬lum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Kulum bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yü¬rüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim. " (Buhari)

Kul her ne kadar takva sahibi olursa o kadar da hidayete bir adım daha yaklaşır. Allah da ne kadar kulu severse o kadar hidayetini artırır. Kısaca kul ne kadar takvalı olursa o kadar da hidayeti artar.

Allah kimi severse,ona yeryüzündeki bütün mahlûkatın kabulünü verir. Buradaki ‘kabul’ den kasıt; onların ona meyletmeleri, ondan razı olmaları, sena etmeleri ve -kâfirler hariç- bütün insanların onu sevmeleridir. Çünkü kâfir Allah’ı sevmeyi reddeder, o zaman Allah’ın sevdiği kulu nasıl sevecek ki? Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu: " Allah-u Teâlâ bir kulu severse Cibril’e: ‘Ben falanı seviyorum, onu sen de sev.’ diye emreder. Cibril de onu sever ve sonra semaya seslenip ‘Allah falanı seviyor, siz de onu seviniz.’ der. Bunun üzerine gökte bulunanlar da onu severler, sonra da onun sevgisi yeryüzündekilerin kalplerine konulur. " (Müslim)

Gerçek iman ruhların hayatıve mutluluğun mekânıdır. Küfür ise, kalplerin ölümü ve mutsuzlukların meydanıdır

İşte böyle, Allah bir kulu sevdi mi onu himayesine alır ve ona her şeyin itaat etmesini sağlar,ona her zor olanı kolaylaştırır, her uzak olanı yaklaştırır ve dünyanın zorluklarını giderir. İşte böylece ne yorgunluk ne de sıkıntı hisseder. Allah şöyle buyurdu: {İnanıp salih ameller işleyenler için Rahman, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır} [ Meryem: 96]

Allah kimi severse, onu kendi maiyetine alır: Allah bir kulu severse, onuyanına (himayesine) alarak kendi inayetiyle ihata eder ve hiç kimsenin o kula zarar vermesine müsaade etmez. Kutsi hadiste, peygamber(sav) şöyle buyurdular " Allah Teâlâ Hazretleri şöyle ferman buyurdu: " Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü"min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem. " (Buhari)

Allah kimi severse, onun dualarını kabul eder: Allah’ın müminleri sevmesinin delillerinden biri, onların duaları kabul etmesidir. Onlar ellerini göğe doğru kaldırarak, ‘’Ey Rab’’ sözüyle başlayarak dua ettikleri zaman, Allah onlara nimetleri verir. Allah şöyle buyurdu: {Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.} [Bakara: 186]

Hz. Selman el-Farisi’den gelen bir rivayete göre Efendimiz (sav) şöyle buyurdu " Bilin ki, sizin Rabbiniz utanır, hayâ sahibidir ve kerem sahibidir. Kulu, Kendisine iki elini kaldırdığı zaman, onları bomboş, içine bir şey koymadan, duasını kabul etmeden döndürmekten utanır " (Tirmizî)

Allah kimi severse, Meleklerin onun için istiğfar etmelerini emreder: Melekler, Allah’ın sevdiği kulu için istiğfar eder ve onun için Allah’ın rahmetini talep ederler. Allah şöyle buyurdu: {Arş"ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O"na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: " Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe edenleri ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru."} [Mümin: 7]

Allah şöyle de buyurdu: {Neredeyse gökler (onun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.} [Şura: 5]

Allah bir kulu severse, onu salih amel işleyince vefat ettirir. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: " Allah bir kulu hakkında hayır dilerse onu (hayırlı hizmette) kullanır " buyurdu. Sahabe: " Ya Resûlallah! Nasıl kullanır? " diye sorunca, Efendimiz: " Onu, ölmeden önce salih amel işlemeye muvaffak kılar ve amel işleyince vefat ettirir " buyurdu. " (Ahmed)

Allah bir kulu severse, vefat ettiği sırada onu güven içine alır:

Allah bir kulu severse, onudünyada güven içine aldığı gibi vefat ettiği zaman da Allah ona güven ve istikrar verir, canını almayamelekleri gönderir ve şefkatle alırlar ayrıca onacennetle müjdelerler. Allah şöyle buyurdu {Şüphesiz " Rabbimiz Allah"tır " deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: " Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!"} [Fussilet: 30]

Şu dünya ancak Allah’ı sevmekle ve O’na itaat etmekle güzel olur. Ve Keza Cennet, ancak Allah’ı görmekle ve O’nun yüzüne bakmakla güzel olur.

Allah bir kulu severseonu Cennete ebediyen koyar: Kim ki Allah onu severse, ahiret gününde cennete girer. Allah’ın, sevenlerine ahiret gününde vereceği mükâfatlarhiç kimsenin aklına gelmez. Allah azze ve celle, Kendisini sevenlere cennet sözü verdi. O cennette kutsi hadiste anlatıldığı gibi nefsin istediği her şey bulunur. Peygamber (sav) buyurdular ki: " Allah Teâlâ, ‘Ben sâlih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın hatır ve hayal edemediği nimetler hazırladım’ buyurdu. (Ebû Hüreyre), isterseniz şu âyeti okuyunuz, dedi: {Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez}" (Buhari)

Allah’ın kulunu sevmesinin neticelerinden biri, kulun Rabbinin yüzünü görmesidir. Allah nuruyla sevdiği kulları üzerine tecelli eder. Onlar da bu mükâfattan daha sevilen bir şey görmezler. Rivayet edildiğine göre Peygamber (sav) bir gece aya baktı ve şöyle buyurdu: " Sizler şu ayıhe¬piniz zahmetsizce görüyor olduğunuz gibi, Rabbinizi de muhakkak öylece göreceksiniz. Artık güneşin doğmasından da, batmasından da evvelki namazların hiçbirini geçirmemek elinizden gelirse ona çalışınız. " . Sonra şu âyeti okudu: {güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et} " (Buhari)

Sevgide bazı kurallar ve uyarılar:

1-Allah’ın kulu sevmesi, onu beladan kurtarmaz. Peygamber(sav) buyurdu ki: " Hadis: Büyük ceza büyük imtihanla gelir. Allah bir kavmi sevdi mi onları müptela eder (musibet verir), sabrederlerse Allah’ın rızasını (mükâfatlarını) alırlar, isyan ederlerse cezalarını (alırlar) " (Tirmizî).

Allah, kulun günahlarını affedene kadar ve kulun kalbinin dünyayla meşgul olmaktan kurtulana kadar, mümin kulunu çeşitli belalarla imtihan eder. Allah şöyle buyurdu:{ Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.} [Muhammed:31]

Allah şöyle buyurdu: {Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. (155) Onlar; başlarına bir musibet gelince, " Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah"a aidiz ve şüphesiz O"na döneceğiz " derler.} [Bakara: 155-157]

" Özgürlük, kalbin şirkten, şehvetten, şüphelerden özgürlüğüdür. Ubudiyet ise sadece Allah’a ait olup kalbi bir meseledir.

2-Kulun Rabbine karşı isyan etmesi Allah’ın ona olan sevgisini azaltır ve mükemmelliği giderir, işte sevgi iman gibidir, mükemmelliği vardır. Biri şek ve nifak mertebesine indiği zaman, bu mükemmellik gitmiş olur. Kalbinde hiç Allah’ın sevgisi olmayan kimse ise kâfir, mürtet, münafık olup dinde nasibi yoktur. Günah işleyenlere gelince " Allah’a olan sevgileri yoktur " diyemeyiz. Sadece " Az da olsa Allah’a olan sevgileri var " diyebiliriz, onlarla bu şekilde muamele edilir. Peygamber(sav) buyurdu ki: " Hadis: " Siz günah işlemeseniz, Allah günah işleyecek bir halk yaratır; onları affederdi " (Ahmed)

3-Allahsevgisi, yemek, içmek, kadın, gibi tabii olarak nefsin meylettiği şeyleri sevmekten alıkoymaz. Peygamber (sav) buyurdularki: " Bu dünya metaından kadınlar ve güzel kokular bana sevdirilmiştir. " (Ahmed)

Demek ki bu dünyada bazı şeyler var ki, onu sevmek şirkten sayılmaz. Çünkü Peygamberimiz (sav) onu sever, o zaman insanın bu dünyadan haram olmayan herhangi bir şeyi sevmesi caizdir

" Resülullah (sav) buyurdular ki: Allah katında en sevimli ameller: Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir. " (Ahmed)

4-Kim Allah’ı sevdiği gibi bir insanı severse, müşrik olmuştur. Allah şöyle buyurdu: {İnsanlar arasında Allah"ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. Onları, Allah"ı severcesine severler. Mü"minlerin Allah"a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah"ın olduğunu ve Allah"ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi.} [Bakara: 165]

Ayette, Allah’ın sevgisini ile insan sevgisini aynı mertebeye koyanlara şiddetli bir azap olacağından bahsedilir . Allah şöyle buyurdu: {De ki: " Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah"tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah"ın emri gelinceye kadar bekleyin!} [Tevbe: 24]

Ayette, kula bu 8 şey Allah’tan daha sevimli olduğu takdirde, şiddetli bir azap olacağından söz edilir. Hz. Enes’ten gelen rivayete göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu " Sizden biri, beni, evladından, ana babasından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş sayılmaz. " (İbn Mace)

5-Müminleri bırakıp Müşrikleri sevip dost edinmek Allah’ın sevgisiyle çelişir, çünkü Müşrik Allah’a ortak koşar. Allah için sevmek ve Allah için büğzetmek de iman köklerinden sayılır. Allah şöyle buyurdu: {Mü"minler, Müminleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır.} [Ali İmran: 28]

Böylece Allah, Müminlerin kâfirleri dost edinmelerini yasaklamıştır. Ayrıca bunu yapanların Allah’ın dostlarından olamayacaklarını belirtmiştir, çünkü Allah’ın dostlarını dost edinmek ve Allah’ın düşmanlarını dost edinmek bir arada bulunmaz, birbiriyle çelişir. {Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır.} [Ali İmran: 28]

Fakat Allah, korkmaktan dolayı, mecburenKâfirleridost edinmeye ruhsat verir. Öyle bir durumda kalan Müminler, kalplerin imandan kopmaması şartıyla Kâfirleri zahiren dost edinebilirler. Allah şöyle buyurdu {Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hariç,} [Nahl:106]

Sevgi pırıltısı:

Allah’ın sevgisinin alametinden biri O’nu zikretmenin sık sık olmasıdır ve O’na kavuşmayı arzulamaktır. Nitekim kim ki bir şeyi severse, onu çokça hatırlar, onu görmek ister.

Rabi b. Enes

Peygamberimiz (sav) dünyada yaşamak ile Allah’a kavuşmak arasında muhayyer kılındığında, şöyle buyurdu " Ben Allah’a kavuşmayı tercih ettim " (Ahmed)

İşte Hz. Peygamber (sav) Allah’ın sevgisini ve O’na kavuşmayı dünya şehvetine, metaına ve nimetlerine tercih etti.

   
Subscibe